22 Mayıs 2012 Salı

Benim Kızım

Ben her ne kadar buraya yazmayı, kendimle dertleşmeyi, gezip gördüklerimi aktarmayı ihmal etsem de hayat devam ediyor. Tartıda gördüğüm rakamlar ve kızım gitgide büyüyor. İlki için değil ama kızım ile ilgili söylemde gurur duyuyorum.
Zira, bir anne olarak küçük bir hamuru şekillendirmeye gayret ediyorum ki şimdilik gidişattan da memnunum. Bazan 'eyvah! bu minik ergen ile nasıl başedeceğiz!' desem de gurur duyuyorum onunla, yaptıkları ile, çevresine duruşu ile, doğruğu - dürüstlüğü ve insan sevgisi ile...

Daha 8 yaşında... Kimi zaman büyümüş, bir dost edasıyla, kimi zaman minik böcüğüm, 'pıstığım' olarak hayatımda.
Benim minik piyanistim, küçük aktristim, sen ki beni büyüttün, 'anne' yaptın, sevgilerin en yücesini verdin; ben senden daha ne isteyeyim? diyorum ama demekle olmuyor işte. İnsanız ya daha neler neler bekliyoruz bu minik bedenlerden. O minicik omuzlara yüklerimizi paylaştırıyor, kendi ağırlığımızı yaslıyoruz zaman zaman. Yapamadığımızı yapsın, başaramadığımızı başarsın istiyoruz.
Bu bir öz eleştiri belki. Bir gayretin ilk işareti ya da. Sahnedeki başarısını hayata taşısın, 'hayır' demesini bilsin, yeri geldiğinde bir başına dimdik dururken, yeri geldiğinde topluluğun bir parçası olabilsin...vs.

Zaman zaman kızdırıp 'babasının kızı' olduğu durumlar mevcutsa da her anne gibi ben de çocuğumu çok ama çok sevip, ayrı görüyorum. Kuzgun ve yavrusu durumu belki kimbilir. Allah nazardan saklasın, uzun mutlu ömürler versin, ne diyeyim...
İyi ki benim kızımsın, iyi ki senin annenim:)
 
Clicky Web Analytics