20 Ocak 2012 Cuma

Neredeyim ben?

Yeni yıl geldi geçiyor yeni yazı yok mu diyenlere: Evet, tembelim! Ya da önceliklerimi şaşırdım yine:( İnsanın kendiyle yalnız kalması gerek yazarken. Zira, çevresindeki o korkunç gürültüden çoğu zaman insan kendi sesini duymakta güçlük çekiyor. Hatta içinde kıyametler kopsa bile... Hoş bu ara kurabiyelerle çıkarıyorum gibi içimdeki sesleri. Yeni bir dil yarattım kendime: kurabiyece:)

Oysa kendini duymazdan gelmek ne kadar acı. İçindeki çığlığı, yalvarışı, kavgayı... Aman ha! Siz siz olun dinleyin bedeninizi, ruhunuzu, kalbinizin sesini. Diyeceksiniz yapabiliyor musun? En azından deniyorum, çabalıyorum:) Otuzlu yaşlara kadar yaşadıklarımın tamamen aksi yönünde hareket edemiyorum elbet! Ama çalışıyorum yanlışlarımı düzeltmeye. Mesela, bir kalp doktoru dedi ki geçen gün: 'Hayatta iki şeyi iyi yapacaksın: biri 'bana ne!' demeyi, diğeri 'sana ne!' demeyi! Günün,haftanın ve belki yılın sözü seçebilirim bunu. Hatta gönlüm ister ki hayat felsefem olsun. Ama 35 yaşına kadar hemen hiçbir konuda, hiç kimseye bu sözleri sarf etmemiş biri olarak zor, hem de çok zor... Böyle biri olup, kızına da 'hayır!' demeyi öğretmeye çalışmak en zoru:( Hoş, zaman zaman 'hayır!' dememesi işime gelse de...

Daha uzun yazmak, daha uzun konuşmak isterdim kendimle. Ancak, maalesef bugün de onlardan biri değil:( Kızım karne alacak, onun okulunda olmalıyım; elimden kayıp düşerek halımı berbat eden yemek artıklarını temizlemeli ve hatta onun yerine yeni bir yemek yapmalıyım; yolculuk için gerekli giyecekleri hazırlamalıyım, bir ay sonraki doğumgünü için planları netleştirmeliyim..vs. Yani, bugün de 'hadi gel de önceliği kendine ver!' denilesi bir gün işte! Kapalı, karanlık bir gün:( Tam neredeyim, ne yapıyorum sorgulaması yapılası ama kargaşanın içine balıklama dalacağım bir gün!
 
Clicky Web Analytics