22 Kasım 2011 Salı

Güç Bende Artık!

Dizi manyağı değilim. Ama iyi dizi buldum mu da kaçırmam, izlerim. Seçici olmaya gayret gösteren ama saçmalamalarına rağmen 3-5 yıl sonunu görebilmek umuduyla seyredenlerdenim yani... Yine böylesi bir dizinin tekrar versiyonuna evdeki aylak günlerimin birinde yakalandım. Ancak, bu tekrar versiyonlarda bir avantajınız var: bir sonraki bölümde neler olacak diye meraklanmıyorsunuz. Hatta, 'bu da birşey mi senin başına daha neler neler gelecek!' diyerek izliyorsunuz diziyi. Ve bir sonraki bölüm için asla bir hafta beklemek zorunda değilsiniz. Zira, arkası yarın kuşağı şeklinde veriyorlar bölümleri. Dizilerden girdim ama anlatmak istediğim dizi izleyiciliği ya da diziler değildi. Sadece nostalji yapayım derken senaristin bazı sözlerine öylesine takıldım ki kafamda sorular uçuşmaya başladı. Yani dizi deyip geçmemek lazım. Altında ne felsefeler, ne öğütler, ne beylik laflar gizli :)

Ne mi demiş senaristimiz? Neler dememiş ki! İşte inciler: 'hala öğrenemedin mi kadının gücünü nereden aldığını? Lekesiz temizlik istiyorsan vır vır konuşmayı bırakacaksın! Esas güç konuşmamaktan gelir. Sen konuşmazsan insanlar ne düşündüğün konusunda kafa yorarlar. Kılını kıpırdatmadan istediğini alırsın. Cümleler, hele sık sık tekrarlananlar sorunları aşındırır. Kulaklar artık sağır olur, ne dediğini duymazlar bile. Yüzünün şekline bakıp tahmin ederler. Kapatıp şalteri otururlar. Söylediğini duyurmak için beklentilerini tersine çıkaracaksın. Bir şeyi bir kere söyleyip bırakacaksın'

Mümkün mü peki? Yani hem kadın olacaksın hem de konuşmayacaksın:) Şaka bir yana günlerdir kafamda bu var. Vır vır edince, karşındakini çileden çıkarıyorsun, bu kesin! Ancak, suskun kalmak da durumu kabullenmek olarak algılanmıyor mu karşı taraftan? Rahatsızlığını dile getirmeden oturabilir mi insan? Yani, tamam bir kere söyle, kenara çekil modelinde insanın içinde kıyametler koparken suskunluğunu koruması yapmacıklık değil mi? Sırf bu yüzden bile saatlerce konuşabileceğimi hissediyorum:) Hangisi daha güçlü diye sorarım size? Ya da şöyle sorayım beyninizi kemiren bir 'dır dır'dan daha güçlü bir şey olabilir mi?

Kısa vadede mümkün değil!!! Ee, uzun vade için çalışıyoruz tabii... Kendi adıma öğrenecek çok şey var. Hatta yenecek fırınlarca ekmek... Sonuçta, lekesiz temizliği kim istemez :)

Yeniçarşım.com ile Evden Çıkmadan Çarşıya Çıkıyoruz!

Ekim ayından bu yana yayında olan Yeniçarşım.com, alışkın olduğumuz e-ticaret sitelerinden oldukça farklı. Site şimdiden sloganı olan “Evden çıkmadan çarşıya çık” mottosunu fazlasıyla yerine getiriyor. Çünkü şimdiden Yeniçarşım.com’da yüzlerce mağaza var ve siz dilediğiniz ürünü bu mağazalar arasından seçerek kolaylıkla satın alabiliyorsunuz. Üstelik, internetten alışveriş yaparken en çok çekindiğimiz “güvenlik” engelini Hürriyet Güvenli Alışveriş Sistemi ile çözmüşler. Sistemi açıklayan video:


Yeniçarşım.com’un diğer alışveriş sitelerinden önemli farkları var. Platformun en belirgin karakteristiği olan alıcı ile satıcıyı bir araya getirme stratejisi, satıcıların (mağazaların) ticari kuruluş olması gibi akıllıca bir taktikle desteklenerek, son derece başarılı bir sistem getirilmiş durumda. Yeniçarşım.com’da satış yapan her mağaza, ticari unvana sahip, fatura kesen ve dolayısıyla garantili ürün satan mağazalar. Bu sayede aynı ürünü birden fazla mağaza arasından güvenle seçerek satın alabiliyorsunuz. Herhangi bir problemde “Hürriyet Güvenli Alışveriş Sistemi” ve Yeniçarşım’ın başarılı müşteri hizmetleri departmanı hizmetinizde.

www.yenicarsim.com'da 24 farklı kategoride onbinlerce ürün bulunuyor. Giyimden aksesuara, elektronikten beyaz eşyaya kadar aradığınız her şey Yeniçarşım.com’da.

Ayrıca, www.facebook.com/yenicarsim ve www.twitter.com/yenicarsim adreslerinden ise Yeniçarşım’ı takip edebilir, kampanya ve fırsatlardan haberdar olabilirsiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

11 Kasım 2011 Cuma

İçimdeki Uyku

Hani hiç yorganın altından çıkasınız olmaz ya! Bugün onlardan biri bana kalırsa... Değil elimi, parmağımın ucunu kıpırdatasım yok. İş yok mu? Var, hem de tonla... Hasta mıyım? Hayır, çok şükür atlattık mide-bağırsak sendromu diye adlandırdığım son zamanlarda hemen herkesi kırıp geçiren durumu... Peki neden bu tembellik? İsteksizlik?
Üzerime yapışmış 30 kg fazlalıktan değil herhalde. Zira, ben onunla yaşamayı öğreneli epey oldu maalesef. O zaman tek sebep bulabiliyorum; o da güneş!

Güneşsizlik beni hasta ediyor. Onsuz ne uyanabiliyorum, ne de tam anlamıyla mutlu olabiliyorum. Ee, boşuna dememiş atalarımız 'güneş girmeyen eve doktor girer' diye. Birebir tutmasa da manası bendeki sendrom ile böyle bir durum var bizim evde de:)

Ne yapmak lazım? Nasıl atlatılır bu psikoz? Kurabiye ve pastalara adasam kendimi diyorum. Ama sonra koca bir 'offff!' çekip uzaklaşıyorum bu fikirden. Tembellik çukuruna gömüldükçe gömülüyorum ki bir nevi bataklık kendisi. İçinden çıkmak için birşeylere tutunmak lazım mutlaka!

Uykuyu çok sevsem de içimdeki uykuyu sevmiyorum ben. Birşeyler yapmalı, güneşi tekrar doğurmalı. Bahara kadar beklemeye tahammülüm yok benim! Eş, dost, ey ahali uyandırım beni!!! Çekin çıkarın uyku kuyusundan:)
 
Clicky Web Analytics