30 Mart 2009 Pazartesi

Tatil İstiyoruz!!!

Her ne kadar evişçisiyim desem de ben de bir ev hatunu modu var. Biraz ev işi yapsam, bir-iki gün herhangi bir sebeple evden çıkamasam sağdan sağdan geliyorlar bana... Hemen bir değişiklik, ama en çok da tatil istiyorum. Malum yaz geliyor, çiçekler açıyor... İnsan düşünmeden edemiyor tatilde nerelere gidilecek? neler yapılabilir? bütçe nelere izin veriyor diye:)
Biz şanslıyız aslıda : Ayvalık, Çeşme gibi güzide beldelerde geçirme şansımız var tatilimizi. Bu seneye kadar 2 haftaya sığdırmaya çalışıyorduk bütün tatil planlarımızı. Ama bu sene, iki haftadan daha fazlasını planlıyoruz: evin kralını burada bırakıp kaçacağız kızımla inşallah.. Tabii ki babamızın güzide 2 haftasını da en güzel şekilde değerlendirmek için çalışıyoruz. Bunun için şimdiye dek yaptığımız en harika tatili yinelemek istiyoruz: Mavi yolculuk.
Gürültüden uzakta, güvertede güneşin ilk ışıkları ile uyanmak, yüzünüzü denize dalarak yıkamak, canınız istediğinde yüzmek tatilin en güzeli gerçekten... Bundan yaklaşık 6 yıl önce, biricik kızıma hamile iken gitmiştik arkadaşlarımızla. Göcek-Fethiye-Göcek güzergahında 6 harika gün geçirmiştik. Osman kaptanı, muhteşem yemekleri ile gönlümüzü fetheden Rus eşini, abaküs hesaplarımızı, uyku tulumlarında geçen o günleri hiç unutmadık. Aslında hala tadı damağımızda... Bu sene de planlar başladı bakalım. Geçen seferki kadro çoluk çocuk dolayısı ile toplanamıyor maalesef. Ağustos ayında süper bir tatil için geri sayım başladı bizim adımıza... Elbette, bizimle bu muhteşem yolculuğa gelmek isteyen çiftler bulacağız.

25 Mart 2009 Çarşamba

Diyet, Spor ve Ben

Kendimi bildim bileli kilolu, tombiş ve hatta amiyane bir tabir ile 'şişko' bir insanım. 30 küsür yaşındayım ve hep bu şekilde yaşadım. Hayatımda iki kere normal kiloda olduğumu hatırlıyorum. Dikkat ederseniz zayıf falan demedim. Sadece 'normal kilo' :) Bunlardan biri evlenmeden önceydi : malum gelinlik giyilecek, yıllarca çerçeveleri süsleyecek bir sürü fotoğraf çekilecek vs... Bir diğeri de hamile kalmadan önce idi: nasıl olsa 9 ay boyunca kilo alacağım, bari sonrasında bunalıma girmeyeyim diye... Hoş beklenen olmadı. Hamilelik sonrasında hiç almadığım kadar kilo aldım. Tartılarla aram açıldı, açıldıkça da kilolarım arttı. Bu işin sonu yok tabii.. Bir nevi battı balık yan gider dedim o dönemde. Ama bizim balık artık yüzemeyecek bir hal aldı. Hatta balıklıktan çıkıp mavi balina sınıfında değerlendirilir oldu.

Sayısız diyet veya zayıflama yöntemi bilsem de 30'undan sonra daha zor işliyor bu metabolizma dedikleri. Akapunturdan tutun İsveç diyetlerine, pasif jimlastikten tutun kalori hesaplamalara pek çok şey denemiş bir insan olarak şunu söyleyebilirim ki her defasında verdiğim kiloları fazlası ile geri adım. Bir arkadaşım var: diyet konusunda en az benim kadar müzdarip olan, kader arkadaşım diyebileceğim biri... Onunla sayısız kez konuşmuşuzdur: 'hayat tarzını değiştirmek lazım mirim' 'bu tatlıları yememek lazım' vs... Kitap yazacak ya da blogda anlatılabilecek tüm diyet detaylarını biliyorum sanırım. Anlayacağınız, benim teorim çok iyi ama pratiğim zayıf.

Sonuçta yaşadıklarımdan öğrendiğim birşey varsa o da diyetin asla bitecek bir şey olarak görülmemesi gerektiğidir. Eğer bir ay sonra bilmem kaç kilo olayım diye bir diyete başlıyorsanız, kısa vadede kilo vererek hedefe ulaşsanız bile, bir süre sonra verdiklerinizi geri alarak yarışmayı kaybediyorsunuz. İşte tüm bunları bir kez daha düşündüm. Ben asla tatlısız, böreksiz, karbonhidratsız bir hayatım olsun istemiyorum. Keza, diyet yaptığım zamanlardaki karbonhidratsızlıktan kaynaklanan mutsuzluklarım için sevgili eşim çok zaman ' bırak şu diyeti' diyerek isyanını dile getirmiştir.

Ama bu sefer başka... ( Hep böyle denir ya:)) Bu sefer hayatımda hiç yapmadığım bir şeyi yapıyorum: Spor... Mart başından beri haftanın en az 6 günü - bir gün tembellik hakkım oluyor- bir saat kadar yürüyorum. Yemeklerimden vazgeçmeden sadece sporla 4 kilo verdim şimdilik. Hoş vermem gereken en az 20 kilo var ama acelem yok. Acele işe şeytan karışıyor çünkü:)

23 Mart 2009 Pazartesi

Muhteşem koca :)

Geçen gün gecenin üçünde yazdığım yazı yanlış anlaşılmış sanırım... Kocamdan bir uyarı geldi :( Önce 'inanmıyorum, nasıl böyle bir sonuca vardın?, algılamanın böylesi!' gibi tepkilerimi ard arda koyduysam da bir düzeltme yazısı yazmak istedim, herhangi bir algılama farklılığı olmasın diye... Ben işinizden ayrılın, kafanıza göre yaşayın, kimseyi takmayın demedim, demek istemedim. Diyemem de zaten...

Evliyseniz, bireysel düşünmekten uzaktasınız demektir. Zira, sürüp giden hayat artık sizin olmaktan çıkmış, ikinizin belki de üçünüzün, dördünüzün hayatı anlamına gelmiştir. Devlet dairesi edasında karar almalarınız zorlaşır demiyorum ama birlikte düşünmeniz gereken daha pek çok detay olur diyorum: markete gidiş saatinden tutun da evin borçlarına kadar...Ama şu da bir gerçek ki; kendiniz ile ilgili zor bir kararı vermeniz gerektiğinde, en büyük desteği hayatı sizinle gerçekten paylaşan kişiden alırsınız.

Ben 10 yıldır çalıştığım, alıştığım işimden ayrıldım. Ayrılış kararını da elbette tek başıma vermedim, veremedim. Elbette, bir sabah kalkıp ve 'nefes alacağım. İşe gitmeyeceğim' şeklinde gelişmedi olaylar. Beni tanıyanlar bilir: bunda şirketimin payı olduğu kadar, ayrılma kararıma saygı gösteren, hatta bu karara destek gösteren sevgili eşimin de payı var. Yeri gelmişken yazmak istedim: sadece bu olaydaki desteği için değil, eşim olduğu için şanslıyım ben...

Ben, sadece kendinize nefes alacağınız fırsatlar yaratın, işiniz tüm hayatınızı çalmasın sizden demiştim. Bunun için gerçekten işinizden ayrılmanız gerekiyor mu bilemem tabi :)

19 Mart 2009 Perşembe

Pasta 2


Sevgili kızım Defne'nin doğum günü pastasını yaptığımı sizlere anlatmış, resmini de paylaşmıştım. Ancak, o gün yaptığımız renk renk kurabiyelerin ve okuldaki prenses pastasının da burada yer alması gerektiğini düşündüm. Kurabiyeleri sarı, beyaz, pembe ve kırmızı şeker hamurları kullanarak çiçek şeklinde yaptık. Özellikle Fenerbahçeli babası için de sarı-lacivert (her ne kadar laciverti pek tutturamasak da) birkaç kurabiye yapmayı unutmadık. Tadına bakanlardan tam not aldık. Bu arada, kurabiyelerin yapımındaki büyük katkılarından dolayı kızıma da teşekkür etmeyi ihmal etmedim:)

Pastaya gelince, daha öncesinde planladığım gibi üzerinde çanta, kolye, yüzük gibi aksesuarlar olan pembe renkli yuvarlak bir pastaydı. Yan tarafında da üstü kalplerle süslenmiş bir kurdelesi vardı.

Kurabiyelerin , pastaların ya da denediğim yeni yemeklerin tariflerini de ileride paylaşmayı hedefliyorum.

Gecenin Üçü...

Nasıl başlamalı bilmiyorum. Gecenin üçü… Bu saatte yatakta olmalıyım. Bugüne kadarki öğretilerim bu yönde. Her ne kadar üniversite yıllarında uykusuz gecelerin tadını çıkarsam da yaş otuzu geçti bir kere… Artık o eski ben değilim. Her şey değişiyor, zaman adi bir hırsız gibi çalıyor benden. Kim bilir belki herkesten. Çoğumuz farkında bile olamıyoruz kaybettiklerimizin… Ancak, çarkların dışına çıkmayı başarırsak görüyoruz gerçekleri. Kaybedilenlere hayıflanıyoruz. Neden? Neden fark edemiyoruz bu batağı da daha da saplanıyoruz gün be gün? Çalışmak. Başarılı olmak… Bunlar öğretildi bizlere. Ama kaçırmayın hayatı, ıskalamayın, hırslarınızı bir kenara bırakmayı bilin hiç mi denmedi acaba? Bilemiyorum… Hatırlamıyorum… Annelerimiz babalarımız çocuklarının kendi ayaklarının üzerinde durmalarını istemişlerdi: ellerinde altın bilezikleri olsun. Biz de bunu görev bildik. Doktor, mühendis, öğretmen olduk… Fakat o kadar çok kaptırdık ki kendimizi çalışmaya nasıl yaşadığımızı unuttuk çok zaman. Sadece iş vardı hayatımızda. Şimdi korkarım o temponun içine çocuklarımızı da sürüklüyoruz. Daha 2 aylıkken onları bakıcıların ellerine teslim edip işimize koşuyoruz. En iyi ihtimal anneannesine ya da babaannesine teslim ediliyor çocuklar. Hoş bunu yapmak bile içimizi tam anlamıyla rahatlatmıyor. Zira, büyüklerimiz kendi öğretileri ile çocuk yetiştiriyor. Hâlbuki biz 2000’li yılların çocuklarını büyütüyoruz. Altı aya kadar anne sütünden başka besin almaması gereken, alerjik olmaması için bal, yumurta vs yemeyen çocukları… Daha 3 yaşında iken İngilizce cümleler konuşan, bale yapan kızları ya da ata binen delikanlıları. Ne yapıyoruz onlara? Küçücük omuzlarına ne hırslar yüklüyoruz? Tüm bunlar tavan yapmış iş kolikliğin, hırslarla kavrulmuş iş hayatımızın çocuklarımıza da yansıması değil mi? Çarkların dişlerinin arasından kurtulmalı insan. Hayatı ara sıra farklı taraflardan izleyebilmeli. Ölü Ozanlar Derneği diye bir kitap vardı. Hatta filmi de... Çoğunuz okumuş ya da seyretmişsinizdir eminim. Masanın üstüne çıkmıştı tüm çocuklar bir bölümde. Sınıfa, oturdukları yere, konumlarına bambaşka bir noktadan bakabilmek için. Bunu arada bir yapabilmek gerek. Neredeyim? Nereye gidiyorum diye… Ben bilgisayarın başındayım şu an:)Gözümden uykunun akmasını bekliyorum. Şaka bir yana şimdilik doğru yoldayım. İş hayatıma ara vererek, nefes alıyorum. Evimin, çocuğumun tadını çıkarıyorum. Saatlerce çekmece karıştırıyorum, yemek yapıyorum, yürüyorum. Kaygısızca gecenin üçünde oturuyorum. Çünkü yarın işe gitmeyeceğim. Şimdi çok anlamsız gelen ancak, birkaç ay öncesi pek de böyle düşünmediğim işleri yapmayacağım. Sabahın 8’inde ‘outlook’u açıp gece yarısı birisi çalışıp bana mail atmış mı diye bakmayacağım:) Bütün gün hırs denizinde boğulmamak için mücadele etmeyeceğim. Ben yarın hayatın tadına varacağım. Tavsiye ederim…

16 Mart 2009 Pazartesi

Pasta


Evveeeeet… Ben yaptım. Kızımın doğum günü pastasını ben yaptım. Bunu ne zamandır istiyormuşum meğerse… Önce nette yer alan neredeyse tüm şeker hamurlu pastaları inceledim ve tariflerini okudum. Sonra da malzemeleri temin ettim. Tüm hazırlıklar her ne kadar Cinderella’lı pasta için olsa da sevgili kızım üç gün kala temayı değiştirdi ve Winx’li pasta istiyorum deyiverdi… Ve işte sonuç :)

12 Mart 2009 Perşembe

1 Mart 2009 Pazar

Çaylı Kek

Malzemeler:

2 yumurta
2 su bardağı şeker
250 gr eritilmiş sana yağ
1 su bardağı demlenip soğutulmuş çay
1 çorba kaşığı tarçın
1 çorba kaşığı kakao
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
2 su bardağı un

Hazırlanışı:

Tüm malzemeleri sıraya karıştırın. 40 dakika kadar orta ateşte pişirin. Dilerseniz kekinizin içine bir miktar da ceviz katın. Zira tarçın ve ceviz birbirine çok yakışıyor bence:) Afiyet olsun...

Kedidilli Pasta

Malzemeler:

2 paket puding
1 paket kedidili büsküvi
2,5 bardak süt
2,5 bardak meyve suyu

Hazırlanışı:

Servis yapacağınız tepsiye bir sıra büsküvi dizilir. Sonra süt ile pişirdiğiniz pudingi büsküvilerin üstünü kaplayacak şekilde tepsiye dökülür. Üzerine bir sıra daha kedidilleri dizildikten sonra dilediğiniz meyve suyu ile pişirdiğiniz puding ile pasta kaplanır.

Bu arada iki vanilyalı puding kullanırsanız üst katı ( meyve suyu ile pişirileni) renklendirmek daha kolay olacaktır. Ben elmalı- üzümlü gurme pudingi elma suyu ile pişirmeyi yeğliyorum ikinci kat için. Hem içinde üzüm tanecikleri oluyor hem de elma tadı:)
Afiyet olsun...

Çin Böreği

Malzemeler:

Yufka
Galeta unu
KıymaKarabiber, tuz
Ceviz
Maydanoz
İnce bulgur

Hazırlanışı:

Yufkaları büyük sigara böreği biçiminde kesin. İçi için soğanları az yağda öldürdükten sonra içine kıyma, karabiber, kırmızı biber katarak kavurun. Bir yandan bir bardak sıcak suda ince bulguru bekleterek şişmesini sağlayın. Maydanoz ve dövülmüş cevizi hazırladığınız iç karışımına kattıktan sonra içine 1 çay bardağı ince bulguru ilave edin.
Sigara böreği gibi sarın. Önce yumurta kaına sonra da galeta ununa buayıp kızartın ya da fırında pişirin. Ben fırını tavsiye ederim. Kızartmadan uzak durmak için:)
Afiyet olsun..

Zeytinli Kek

Malzemeler:

3 çorba kaşığı yoğurt
125 gr erimiş sana yağ
2 yumurta
1 paket kabartma tozu
1/2 kase peynir
1/2 kase çekirdeği çıkarılmış zeytin
çok az tuz
un

Hazırlanışı:

Yoğurt, yağ, yumurta, un ve kabartma tozunu karıştırarak hamur yapılır. Çok az tuz ilave edildikten sonra bir miktar hamur kenara ayrılarak kalanı yağlanmış fırın kabına konulur. Üzerine zeytin, ufalanmış peynir serpilir. Daha önce ayırdığımız hamuru şeritler halinde kekimizin üzerine koyarak kafes görünümü elde edilir. Son olarak yumurta sarısı sürülerek fırında pişirilir. Afiyet olsun...

Meyveli Kek

Malzemeler:

2 yumurta
1,5 çay bardağı şeker
1,5 çay bardağı un
tercihe göre meyveler

Hazırlanışı:

Yumurta, şeker ve un çırpılarak kek hamuru hazıranır. Dikkat ederseniz kabartma tozu yok kekimizde. Koymak isterseniz bile çok az koymanızı tavsiye ederim. Tepsi yağandıktan sonra üzerine az miktarda un serpilerek hazırlanan hamur yayılır. Tepsi olarak küçük bir borcam tercih edilebilir. Hamurun üzerine vişne, elma, armut, erik gibi meyve parçaları sıralanır Biraz da katı yağ parçaları konularak fırına sürülür. Afiyet olsun...

Sütlü Kek

Malzemeler:

1 yumurta
1,5 su bardağı şeker
2,5-3 su bardağı un
1,5 su bardağı süt
3/4 su bardağı sıvı yağ
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu

Hazırlanışı:

Yumurtayı ve şekeri ezilmiş yoğurt kıvamına gelinceye kadar çırpın. Sütü ve sıvı yağı ilave ettikten sonra biraz daha çırpın. Vanilya ve kabartma tozu katılmış unu da ekleyin ve karıştırmaya devam edin. Tüm malzemeler iyice karıştıktan sonra yağlanmış, unlanmış kek kalıbınıza boşaltın. Orta ateşli fırında 40 dakika kadar pişirin.

Bu benim tek yumurtalı ve yumuşacık olması sebebi ile en favori kekim. Hatta annemden habersiz ilk yaptığım kek de buydu:) Afiyet olsun...
 
Clicky Web Analytics